2007 Kazı Çalışmaları

2007 YILI KAZI ÇALIŞMALARI

Tripolis 2007 yılı çalışmalarının ilk yılı olması nedeniyle arazide kazı çalışması yapılması düşünülmemiştir. 1992 yılında Denizli Arkeoloji Müzesi tarafından kent üzerinde kısa süreli bir kazı çalışması yapılmıştır. Aradan geçen süre içerisinde kazı yapılan alanın bir bölümü yeniden kapanmıştır. Bu nedenle ilk yıl söz konusu alanın temizlenmesi ve yeniden düzenlenmesi düşünülmüştür. Diğer yandan ilk yıl kentin kronolojik tabakalanmasının anlaşılması amacıyla orta bölümünde bir alanda bir sondaj çalışması yapılmıştır.

Sondaj kentin yaklaşık orta bölümünde bulunan ve Roma Caddesi olarak isimlendirilen caddenin kuzeyindeki alanda yapılmıştır. Bu alan geniş ve düz bir yapıya sahip olup üzerinde herhangi bir yapı kalıntısı bulunmamaktadır. Diğer çalışmalar ise bir bölümü 1990 yıllarında kazılmış olan Roma caddesinin orta bölümüne yakın alanda yoğunlaşmıştır. Burada genel olarak dört farklı bölümde kazı çalışması yapılmıştır.

Sondaj 1 Açması Çalışmaları

            Roma yolunun yaklaşık 100m kuzeyinde şehir tabakalaşmasını anlayabilmek için bir sondaj açılmıştır.

Bu açma kuzey güney doğrultulu olarak 2 m; doğu batı doğrultulu olarak 3 m boyutlarındadır. Çalışılan alanın ortalama seviyesi 189,80 m olarak ölçülmüştür.

            188,25 m seviyelerine kadar (yaklaşık 1,55 m) herhangi bir tabakayla karşılaşılmamıştır. Gelen malzemenin karışık olması, irili ufaklı çok sayıda taş çıkması ve yer yer harç ele geçmesi bu alanın dolgu olduğunu düşündürmüştür. 188,25 m seviyesinde araları harç ile doldurulmuş taş döşeme bir tabanın ele geçmesi bu savımızı destekler gibi durmaktadır. Taş döşeme taban sadece güney batı kısımda gözlemlenememiştir. Harç yapısı çok sağlam olan bu taban olasılıkla bir avluya ya da sokağa ait gibi durmaktadır.

            Tabakalaşmayı anlayabilmek için daha derine inilmesi gerektiğinden açmanın batı yarısındaki döşemeli ve döşemesiz kısmın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu kısımda yaklaşık 1 m daha derine inilmiştir. Üst seviyelerde olduğu gibi burada da yoğun bir dolguyla karşılaşılmıştır. Sondajın boyutlarının dar olması ve daha küçük bir bölümde çalışılması gibi etkenler kazının bu yıl için sona erdirilmesini gerektirmiştir.

 

Roma Caddesi Üstü Açması Çalışmaları

            Roma caddesi üstünde yapılan çalışmalar, Denizli müzesi tarafından 1993 yılında ortaya çıkarılan sütunlu caddenin üzerinde bozulan kesitlerin düzeltilmesi ve kentin güney surunun sütunlu cadde üzerinden geçen bölümünü açığa çıkarmaya yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda izleri korunan doğu ve batı kule arasında 25 m uzunluğunda 3 m genişliğinde çalışma alanı belirlendi. Kazılan alanda topografyadan kaynaklanan eğim farkı vardır.  Doğu ve batıda yer alan kulelere yaklaştıkça yükseklik artmaktadır. Doğu sur enkazının açığa çıkarılması ile birlikte mevcut kule temelinin beyaz kireç harçla birbirine bağlanan düzensiz taşlar ve tuğlalarla örüldüğü görülmektedir.

Enkaz içinde açığa çıkarılan mimari parçalar güney yönünde sıralı bir düzen içinde bulunmaları depremin neden olduğu ani bir yıkımın gerçekleşmiş olduğunu düşündürmektedir.

Erken Bizans dönemi Tripolis sur duvarları dışta traverten blokların sıralanmasıyla oluşturulmuş olup, duvar aralarında ise daha çok mermer mimari bloklar (Arşitrav, başlık, sütün gövdesi) dolgu olarak kullanılmıştır. Erken Bizans Dönemi sur duvarları, Roma İmparatorluk Dönemi Tripolis’inin Hamam yapısında görüldüğü gibi kentin bazı yapılarını dışarıda bırakmış olduğu görülmektedir.

            Açmanın güneydoğusunda kuzey-güney yönlü 2.30 m uzunluğunda ve 0. 75 m genişliğinde duvar temelleri açığa çıkarılmıştır. Bu duvarlar olasılıkla MS. 6–7 yüzyıllara ait dükkan sıraları ile ilişki olmalıdır. Künklü alanın girişinde geç Roma dükkânlarının dayandığı plaster sütun gövdesi ve paye başlığı in situ konumda açığa çıkarılmıştır.

            Roma caddesi üzerinden enkazın kaldırılması ile birlikte,1993 yılında Denizli Müzesi tarafından yapılan kazıda bir bölümü açığa çıkarıldıktan sonra toprakla örtülen su sistemin tamamının açığa çıkarılması için kazı çalışmalarına başlandı. Su çıkışını blokajlı duvardan alan dört adet künk sırası açığa çıkarıldı.

Su künklerinin formu MS. 6–7. yüzyıl örnekleriyle benzerlik göstermektedir. Açmanın batısında açığa çıkarılan altı künk sırası ile birlikte üç adet sağlam künk açığa çıkarıldı. Buluntu durumları bu alanda künklerin bilinçli istiflenmiş olduğunu düşündürmektedir.

Özellikle güneydoğu köşe ve açmanın genelinden ele geçen amorf nitelikte yoğun seramik parçaları, küllü toprak, metal cüruflar, deniz kabukları, pithos birlikte değerlendirildiğinde MS. 6–7.yüzyıla ait atölyelerin atıklarının toplandığı bir alan olarak değerlendirilmektedir.

Açmanın en doğu künk sırasının yol zemininden itibaren harçlı bir taş duvar örgüsü ile desteklendiği görülmektedir. Bu durum açmanın batısında duvardan düşen blok taşların üzerinden aktarılan künk sırası ile tezat olmakla birlikte her iki künk sırası gerek form gerekse seviyeleri göz önüne alındığında çağdaş olmakla birlikte batı künk sırası nispeten daha erken tarihli olmalıdır. MS. 6–7 yüzyıl yapılarının su ihtiyacını karşılamaya yönelik bu tür bir sisteme ihtiyaç duyulmuş ve batı künk sırası enkazın kaldırılmasına gerek duyulmaksızın düzenlenmiştir. Diğer künk sıraları ise enkazın kaldırmasının ardından yol zemini üzerinde bir platform oluşturularak düzenlenmiştir.

            Kazı çalışmaları Roma yolunun seviyesi olan 184.00 kodunda sonlandırıldı. Açılan alanın tamamında ele geçen seramik buluntular MS. 2.yüzyıl ile 7.yüzyıl aralığında homojen olmayan bir dağılım göstermektedir. Künkler üzerinde yer alan enkaz içinden gelen en geç tarihli buluntular MS. 6–7.yüzyıl başlarına tarihlenen sivri dipli unguentarium örnekleridir. Diğer bir grup ise düz dipli unguentariumlardır. Bu örnekler sivri dipli örneklere oranda daha az ele geçmektedir ve MS.4.yüzyılın ikinci yarısı ile erken 5.yüzyıla aittirler.

Bu kapların önemi, yoğun olarak bulunduğu merkezlerin ortak özelliklerinin Hıristiyanlığın erken dönemlerinde Metropollük, bazılarının da Psikoposluk merkezleri olmasıdır.

            Tripolis kentinin Erken Hristiyanlık Döneminde Psikoposluk merkezi olarak kullanıldığı tarihsel kayıtlarda geçmektedir. Ayrıca kentte mevcut Bazilika yapısı kentin dinsel bir merkez olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Dolgu takadan ele geçen ve hiçbiri tam olmayan 1’i monogramlı 7 adet unguentariumun varlığı kentin dinsel önemi ile ilişkili olmalıdır.

Roma Yolu Güney 1 Açması Çalışmaları

            Roma caddesi üzerinde su sistemi açığa çıkarıldıktan sonra Roma Yolu Güney 1 olarak adlandırılan alanda 185,83 üst kodundan seviye inilmeye başlandı.

Plaster bloğuna yaslanan kuzey güney doğrultusunda uzanan 2.30 m uzunluğunda ve 0. 75 m genişliğinde duvarın batı cephesi önünde döküntü taş ve amorf nitelikte farklı formlara ait seramik buluntular elde edildi. K-G duvarında kapatılan iki ayrı giriş tespit edildi.  Bu duvarın batısından dolgu içinden bir adet tam apulla elde edildi. Karışık nitelikli seramikler içinden elde edilen ampulla MS. geç 4 erken 5. yüzyıla tarihlidir. 184,65 kodunda seviye inmeye son verildi. Açma kesitleri düzeltilmesi ile kazı çalışmalarına son verildi.

 

Roma Yolu Güney 2 Açması Çalışmaları

Roma yolunun güneyinde bulunan sütun sırasının güneyinde giriş olarak düşünülen yerin hemen batısında çalışılan alanda roma yolunun güneyindeki sütun sırası ve duvarın yapısını anlamaya çalıştık. Ayrıca çeşme olarak düşünülen heykelin çıktığı mekânı ve doğunda oluşturulmuş mekânların burada da devam edip etmediğini eğer ediyorsa işlevlerini anlamaya çalıştık.

Açmanın güneyi modern yola bitişik olan kısmı yaklaşık 9.90m doğusu 8.35m kuzeyi 9.22m ve batısı 8.05m dir. Açmanın kuzey kısmı güneye nazaran biraz daha yüksek seviyededir.

Mekan içi olarak düşünülen alanda derinleşilememesi nedeni ile burada yapılan çalışmalar bu sene için pek bir sonuç vermemiştir. Ancak daha sonraki yıllarda yapılacak çalışmalar için bir ön çalışma olmuştur. Yalnızca doğu batı doğrultulu duvardaki girişlerin kapatıldığı düşünülmektedir. Ancak bunun doğru olup olmadığı yapılacak kazılarla belli olacaktır.

Roma Yolu Güney 3 Açması Çalışmaları

Bu sezon çalışılacak zamanın az kalması nedeniyle roma yolu güney–2 açmasındaki çalışmalar bırakılarak, bu açmanın hemen batısındaki mekanda çalışılmaya başlanmıştır. Böylece hemen önümüzdeki yıla hem ön hazırlık yapılmış, hem de alanın daha düzenli ve temiz görünmesi sağlanmıştır.

Roma yolu güney–2 açmasında olduğu gibi bu açmanın da kuzeyi, güneyine nazaran daha yüksek seviyededir. Roma yolu güney 2 açması gibi bu açmada önümüzdeki yıllara bir hazırlık olmuştur. Her iki açmadan gelen malzemeler karışıktır.

 

Roma Caddesi Güneybatı Açması Çalışmaları

            1993 yılında Denizli Müzesi tarafından yapılan kazı çalışmasında ortaya çıkarılan Roma Caddesinin güneyine paralel uzanan sütunlu duvarın güneyinde 22.80 m X 3.61 m X 23.20 m X 7.10 m boyutlarında bir alan belirlenmiştir.

Bu alanın boyutlarının değişken olması caddenin güneyinde yer alan ve cadde ile modern yol arasında kalan bölümün düzgün bir yapıya sahip olmamasından kaynaklanmaktadır.

Genel açma 3 kısma ayrıldı. Genel açmanın doğu tarafındaki Güneybatı 3 açmasında yapılan kazıda Roma Caddesine doğu-batı doğrultusunda paralel uzanan sütunlu duvara dik,  kuzey-güney doğrultusunda bir duvar çıkarıldı.

Güneybatı 1 açmasında başlatılan kazıda, mermer plastik bir hayvan figürinine rastlandı. Figürün çevresinde kazı çalışması genişletildi. Bu çalışma sonrasında buluntunun bir çeşme yapısı olduğu ortaya çıkarıldı.

Yapının üzerinde hayvan betimlemeleri olduğu gözlendi, yapının ortasında ağaç dalları üzerinde kazıma çizgi şekilde yaprak betimlemelerine rastlandı. Çeşmenin sağ ve sol yanında kaideye doğru hayvan betimlemeleri bulunmaktadır. Hayvan figürlerinin baş kısımları kırık olarak bulunmuştur. Çoğu figürün ayak ve gövde kısımları yapı üzerinde sağlam şekilde durmaktadır.

Kaidenin güneyinde yapılan kazı çalışmalarında çeşmeyi tamamlayan birçok parça elde edildi (hayvan; kafa, gövde ve ayak parçaları.).

           Çeşmenin alt seviyesine inildiğinde Roma Caddesinin taban taşlarına benzeyen taşlar ortaya çıkarıldı. Çeşmenin çevresinde blok taşlar ve batısında, kuzey-güney doğrultusunda bir duvar ortaya çıkarıldı.

Bu açmada çalışmalarının tamamlanmasından sonra doğu yan bitişiğinde bulunan ve Güneybatı 2 olarak isimlendirilen açmada seviye kazılarına başlandı. Açmanın batı kenarında daha önceden üst seviyesi çıkarılan, üç kenarı belli yapının çevresinde ve içinde yapılan çalışma sonucu tabanı 4 adet büyük tuğla ile örülü, kenarları devşirme olduğu anlaşılan blok taşlarla çevrili havuz şeklinde bir yapı ortaya çıkarıldı.

            Açmanın kalanında dolgu malzemenin kaldırılması çalışmasına başlandı. Açmanın doğu kenarına kuzey-güney doğrultusunda paralel bir duvar çıkarıldı. Çalışmanın devamında bu duvara paralel bir duvar daha çıkarıldı.

            Güneybatı 2 açmasının güneydoğu köşesinde bir heykel çıkarıldı. Bir platform üzerinde, daha sonradan panter olduğuna karar verilen bir hayvanın üzerinde yan oturan Dionysos olduğu düşünülen bu heykel üst kısmı kırık olarak çıkarılmıştır. Panterin boyun kısmına sarılı asma betimlemesi Dionysos denmesinde belirleyici olmuştur.

            Açmanın geri kalan kısmında yapılan seviye kazıları sonucunda tabana ulaşıldı. Kuzeydoğu köşesinde havuzun doğu tarafından başlayıp, havuza paralel çıkıp, kuzey sınıra paralel dönüp, yine kuzey sınırda biten bir tuğla sırası çıkarıldı.

            Havuzun hemen kuzeyinde duvar olduğu düşünülen yığının temizlenmesi sırasında, zemine doğru dik inen bir künk çıkarıldı. Bu künkün çeşme ile ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Son olarak Güneybatı 2 açmasında devrilmiş duran iki sütunun kaldırılması çalışması yapıldı. Genel temizlik yapılarak güneybatı 2 açmasındaki çalışma sona erdirildi.

Güneybatı 3 açmasının dört tarafının duvarla çevrili olduğu ortaya çıkarıldı. Seviye kazıları sırasında kuzey duvara dayalı bir seki ortaya çıkarıldı. Açmada asfalt yol seviyesine inildi. Duvarlar ve seki tam olarak ortaya çıkarıldı. Açma dört duvar ve giriş boşluğu olarak bakıldığında bir oda şeklini alır. Daha önce çıkarılan sekinin tabanın üstüne oturduğu görüldü. Taban duvarlarla eş zamanlı, seki sonra yapılmış düşüncesi ağırlık kazandı. Güneybatı 3 açmasında genel temizlik ardından kazı çalışmasına son verildi.

            Güneybatı 4 açmasında kazı çalışması başlatıldı. Yapılan seviye kazılarında Roma Caddesine paralel (doğu-batı yönünde) duvarın kuzeyi ve güneyi ortaya çıkarıldı. Duvarın güneyi tamamen asfalt yol seviyesine indirildi. Bu çalışma sırasında duvara kuzey- güney doğrultusunda dik bir duvar çıkarıldı. Duvarın kuzeyinde yapılan seviye kazısında ise açmanın ortasına yakın bir yerde, kuzey-güney doğrultuda Roma Caddesine dik bir duvar daha çıkarıldı.

            Tüm bu çalışmalar sırasında güneybatı açmasının genelinde yapılan seviye kazılarında çok sayıda seramik ve mimari buluntu ortaya çıkarıldı. Bu çıkarılan malzemenin çalışmaları kazı evinde tamamlandı.

Roma Caddesi Batı Bölüm Açması Çalışmaları        

            Roma dönemine ait olduğu düşünülen sütunlu caddenin batıya doğru devamının açığa çıkarılması için caddenin batısında güney tarafta yol kenarında yer alan sütun sırası ve iç kısımda kuzey tarafta kesme blok taşlar üzerinde inşa edilmiş harç sıvalı duvar arasındaki alanda açma sınırları belirlenerek çalışmalara başlanmıştır.

            Açmanın doğu taraftaki kuzey-güney genişliği 9.26m batıdaki genişliği (kuzey – güney ) 6.65m, güney tarafta doğu-batı uzunluğu 22.75m kuzey taraftaki uzunluğu (doğu-batı) 22.90m’ dir.  Çalışmalara açmanın kuzey sınırını oluşturan doğu-batı doğrultulu kesme bloklardan yapılmış duvarın üzerinin temizlenmesi ve kuzeyden güneye doğru azalan bir eğimle açmanın geneline yayılmış akıntı toprağın atılmasıyla başlanmıştır.

      Çalışmalar iki kısımda sürdürülmektedir. İlk çalışma kesme blok taşlar üzerine inşa edilmiş harç sıvalı moloz taşlı duvarın üzerinin açılmasına ve duvarın konturlarının belirlenmesine yöneliktir. İkinci kısımdaki çalışma ise kesme blokların önünden alanın güneyine doğru azalan bir eğimle alanın geneline yayılmış akıntı toprağın kaldırılmasına yöneliktir.

            Moloz taşlı duvarın (muhtemelen sur duvarı ) ilk başta Bizans dönemine ait olduğu düşünülse de örgüsü içindeki dolgu malzemesi arasında hiç Bizans seramiği olmaması hatta birkaç parça taban tuğlası ve stroter parçası dışında hiç seramiğe rastlanmaması alışıldık Bizans surlarına tezat oluşturmaktadır. Bu durum duvarın geç roma dönemine ait olabileceğini düşündürmektedir. Sur duvarının üzerinde devam eden çalışmalarda arşitrav blokların arasında sütun başlıkları açığa çıkmaya başlamıştır.

Açma sınırları içerisinde kalan sütunlar doğudan batıya kadar 1 den 6 ya kadar numaralandırılmıştır. 4. Sütunun başlığının profili ve sütun gövdesi diğerlerinden farklıdır. 4 nolu sütun plaster denilen köşeli bir gövdeye ve buna göre profillendirilmiş bir başlığa sahiptir. Sütun başlığının profili bir lentoyu andırmaktadır.

            Sur duvarı taşlarının temizlenmesine devam edilmektedir. Temizlenen kısımlarda dolgu malzemesi olarak duvar içinde kullanılmış mermer parçalar göze çarpmaktadır.

            Kesme blokların önünde sürdürülen çalışma batı uçtan doğuya doğru 11.40 m sonra açmanın orta kısmındaki döküntü blokların önüne kadar tamamlanmıştır.

Kesme blokların önünde başlanan 11.40 m sonra döküntü blokların olduğu alanda yapılan çalışmalarda toplanan gri siyah küllü bir karakter gösterdiği gözlenmektedir. Bu kısmın daha sonra kazılmasına karar verilerek çalışmalar açmanın doğusuna kaydırılmıştır.

            Harç sıvalı sur duvarı üzerindeki çalışmalar sırasında ikinci bir sütun başlığı tespit edilmiştir (6 nolu sütun ). 5 ve 6 nolu sütun başlıklarının etrafını temizlerken bu sütunların karşılıklı kenarlarında hatıl oyukları tespit edilmiştir.

            Müze tarafından açığa çıkartılan kısımda bulunan sütunlar ve başlıkları incelenmiş ve bu aks içinde dört ayrı çeşit sütun başlığı kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu ayrım sütun başlıklarının profillerine göre yapılmıştır.

            Açmanın doğu kısmında akıntı toprağın kazılma çalışmalarına devam edilmektedir. Kazılan toprak içinden bir adet mermer torso ele geçmiştir. Çıplak bir erkeğe ait olan parça üst tarafta belden, alt tarafta ise kalçadan baldıra geçen kısımdan kırık olarak ele geçmiştir.

            Müze tarafından 1993 yılında kazılan doğu kısımda kuzey taraftaki sütunların ve arşitrav bloklarının hemen önünde yaklaşık 1,5 m genişliğinde yürüme düzlemine benzer bir alan yer almaktadır. Bu düzlem moloz taş ve kırık mermer parçaları üzerine taban tuğlaları yerleştirilerek oluşturulmuştur.

Açmanın doğu kısmında yürütülen çalışmalarda molozların arasındaki toprak temizlenirken az önce bahsedilen taban tuğlalı döşemenin aynısına rastlanmıştır. Bu döşemenin bir kısmının üzeri açılıp temizlendiğinde taban tuğlalarının alt ve üstünde kireç harçlı ve küçük taş parçacıklı bir taban olduğu tespit edilmiştir.

Çalışmalar sonucunda bir torsonun sol bacak kısmı bulunmuştur. Kazı evine götürülüp temizlenen parçanın bir gün önce bulunan torsoya ait olduğu anlaşılmıştır.

            Açmanın doğu kısmında belirlenen taban tuğlalı düzlemin üzeri açılmaya başlanmıştır. Üzerindeki yıkıntı kaldırılıp tabanın yayılımı açığa çıkarılmıştır. Doğuya doğru tabanın üzeri ve etrafı açılmıştır. Ancak muhtemelen bu taban batıya doğruda moloz taşlı sur duvarının altında da devam etmektedir. İlerleyen çalışmalarda bu net olarak anlaşılacaktır. Açmanın doğu kısmında 186,66 seviyesinde bulunan taban tuğlalı zeminin tamamen açılmıştır. Böylece alanın genelinde sürdürülen akıntı toprağın kaldırılma çalışmaları tamamlanmıştır.

            Açmada yeni başlanılan çalışmanın amacı kesme bloklar üzerine yapılmış surun kaldırılarak surun arkasındaki sütun sıralarının açığa çıkarılmasına yöneliktir. Surun bu kısımda kaldırılmasıyla da içinden gelen buluntular sayesinde surun tarihi hakkında da fikir edinilebilecektir.

            Çalışmalar sırasında harçlı, moloz taşlı sur duvarı içinden yoğun miktarda kırılmış durumda mermerden mimari yapı elemanlarına ait parçalar ele geçmektedir. Kazılan kısımların toprağı atılırken 4. ve 5. sütunlar arasında iki adet kırık durumda bir yüzlerinde yazıt bulunan mermer parçalar bulunmuştur. Mermerler üzerindeki yazı karakterleri parçaların Geç Roma – Erken Bizans dönemine ait olabileceğine işaret etmektedir. Sur 3–4–5 sütunun önünde taban tuğlalı döşemenin üzerine kadar kaldırılmıştır. Bu kısımdaki çalışma tamamlanıp surun kaldırılmasına batı uçtan devam edilmektedir.

            Kesme blok taşlar üzerine inşa edilmiş surun kaldırılmasına devam edilerek 5 nolu sütun olarak adlandırılan sütundan batıya doğru surun içinden gelen buluntu birden azalma göstermektedir

            Bunların dışında açmanın orta kısmında bulunan döküntü durumdaki bloklar ile kesme blok taşlı duvar aksından kaymış olan üç adet blok taş kaldırılmış ve taşların biriktirildiği alana taşınmıştır.

Bu alanda sürdürülen çalışmalar sonunda 6 nolu sütunun tamamına ek olarak 7. ve 8. sütunlarında önleri açılmıştır. Çalışmalar sonunda 6. ve 7. sütun başlıkları üzerine oturan trigliph-metop kabartmalı arşitrav parçasının da önü tamamen açılmıştır. Açığa çıkartılan bu arşitrav bloğunun 1.-2.-3. ve 4. sütunların üzerine oturan arşitrav bloklarından farklı olduğu gözlenmektedir.

            Önü açılıp temizlenen 6. ve 7. sütunlar arası başlıktan başlığa 1.68 m dir. 7. ve 8. sütunlar arası ise 2.00 m dir. Arşitrav parçasının ise korunan uzunluğu 2.40 m genişliği 0, 68 m, yüksekliği ise 0,81 m dir.

Açmada moloz taşlı kireç harçlı surun kaldırılması çalışmaları dışında sütunların ve arşitravların oluşturduğu aksın kuzey yüzünün görülmesi amacıyla batı uçtaki kesme blokların iç yüzünden (kuzey yüzü) 1.20 m kuzeye doğru açmanın kuzey sınırı genişletilmiş ve 4. sütun üzerine oturan arşitrav bloğunun önüne kadar olan kısmın (kuzeybatı kısımdan 15.90 m doğuya) kazılmasına karar verilerek çalışmalara başlanmıştır.

Moloz taşlı kireç harçlı surun kaldırılması tamamlanmıştır. Çalışmalar sonunda 8 nolu sütunun önü tamamen açılmıştır. Ancak bu sütunun başlığı tahrip olmuş bir durumdadır, bu nedenle başlık çizilip ayrılan parçalara numara verilerek restorasyon için kaldırılmıştır.

Sütunların önündeki surun kaldırılmasından sonra bu kısımdaki çalışmalar doğudan batıya doğru 5. sütunun önüne kadar olan kısımda taban tuğlalı döşemenin üzerinde 186,66 m seviyesinde tamamlanmıştır.

Bu kısımda yürütülen çalışmalarda 7. ve 8. sütunların ortasında üst sırası küçük alt sırası kesme blok taşlardan örülü bir duvar görünmektedir. Bu duvar muhtemelen ön yüzdeki blokların kuzey yüzünü oluşturmaktadır.

Sütunlar aksının kuzey yüzünde yürütülen çalışmalarda 7. sütundan doğuya doğru moloz taşlı kireç harçlı dolgunun duvarın bu yüzünde de devam ettiği görülmektedir. Bu moloz taşlı harçlı duvarın normal sur duvarı aksı dışında da gözlenmesi duvarın kuzeyine doğru yıkılmış olabileceğini düşündürmektedir.

            Sütunlar aksının kuzeyinde moloz taşlı kireç harçlı duvarın kaldırılmasına devam edilmektedir. Çalışmalar sırasında 6. ve 5. sütunların arka yüzlerinin ince işlenmeden kaba bırakıldığı görülmektedir. Derin keski izleri sütunların arka yüzlerinde açıkça görülmektedir.   Sütunlar aksının kuzeyinde yürütülen çalışmaların ilk bölümü tamamlanmıştır. Ancak sütunların oturma zeminine hala ulaşılamamıştır. Bu nedenle batı uçtan moloz dolgunun başladığı 7. sütunun arkasına kadar olan alanda derinleşmeye karar verilmiştir.

            Bu kısımda 187,21 m den başlanılarak inilmektedir. Çalışmalar sırasında moloz taşlı harçlı duvarın içine alan kesme blokların kuzey yönünü oluşturan bloklar içinde (sütunların aksında) devşirme malzeme olarak kullanılmış yan yatırılmış bir kenarı profillendirilmiş mermer bloğun kuzeye bakan yüzünde alt alta 18 satır devam eden bir yazıt olduğu tespit edilmiştir. Bloğun yüksekliği ise 1.55 m genişliği ise 0,58 m dir. Blok taşın açığa çıkarılması için bitişik olduğu kesme bloktan batıda açma sınırına kadar alanda çalışma daraltılmıştır.

  1. sütunun arka kısmındaki alanda yanık durumdaki bir pişirme kabına ait seramik parçalar ele geçmiştir. Ayrıca üst seviyesi 186,34 olan bir sütun gövdesi devrik durumda alanda yer almaktadır. Alanda yürütülen çalışmalar sırasında 7. sütunun hemen doğusunda başlayan moloz taşlı kireç harçlı sur dolgusunun sütunlar aksının kuzeyinde sütunlar aksını kuzey-güney doğrultusunda dik kesen kesme bloklar üzerine oturduğu gözlenmektedir.

            Yapılan kazı çalışması sonucunda 7.ve 8. sütun arasında yer alan blok taşlardan birinin bir girişin ya da bir niş’in lentosu olduğu anlaşılmıştır.

 Sağ ve sol taraftan alttaki bloklar üzerine oturan lento bloğunun orta kısmının boş olduğu ve bu boşluğa da toprak dolduğu anlaşılmıştır. 1 m genişliğindeki bu girişin (?) kesme blokları güney yüzüne kadar ilerlediği görülmektedir. Lentonun genişliği 0,60 m uzunluğu ise 1.85 dir.

  1. ve 8. sütunlar arasında çalışmaya devam edilmektedir. Alanda giriş kısmının önünde, zemine çapraz bir şekilde düşmüş olan sütun kaldırılmış ve açmanın doğu kenarına yaslanmıştır. Bu sütun düz bir gövdeye sahiptir. 2 m uzunluğundaki sütunun çapı ise 0,32 m dir.

Aynı alanda çalışmalara devam edilerek giriş olarak düşünülen kısmın önü iyice açılmaya başlandı. Açılan kısımlarda lento bloğunu taşıyan blokların üst kısımlarında kiriş oyuklarının bulunduğu görülmektedir.

Çalışmalar sırasında açmanın doğu kenarına yaslandırılmış sütun gövdesinin alt kısmı açığa çıkarılmıştır. Tamamen etrafı açılıp net olarak görülmese de sütunun altı orjinal yerinde korunmuş gibi görünüyor. Seviye alındıkça sütunun kaidesinin durumu daha net anlaşılacaktır.

            184,40 m den başlanılarak alanda çalışmalar devam etmiştir. Çalışmalar sırasında 8. sütunun arka kısmından girişin batı duvarına kadar açmanın batı kısmında yayılım gösteren işlenmiş kireç taş ve taban tuğlaları kullanılarak yapılmış bir döşeme açığa çıkarılmıştır.

            Döşeme, mono bloklardan girişin batı duvarına kadar olan alanda 1.70m uzunluğunda korunmuştur. Girişin yan duvarlarının eşik taşı üzerine oturduğu görülmüştür. Muhtemelen bu geçiş, cadde ile iç mekanlar arasındaki bağlantıyı sağlamaktaydı. Giriş lentosunu taşıyan doğu duvarında eşik taşının üzerine gelen kısımda kesme blok taş yerine sütun gövdesi kullanıldığı görülmüştür. Bunların dışında alanda üst kısmı kırık olarak açmanın doğu kenarına yaslanan düz gövdeli sütunun alt kısmının girişin doğu duvarı önünde mermer plakadan yapılmış bir zemin üzerine oturduğu görülmüştür. 0,20 m ebatlarında kare formlu bu mermer plakaların yer yer korunmuş olduğu ve killi bir toprak üzerine oturduğu görülmektedir.

            Kesme bloklardan örülü duvarın kuzey yüzünde yer alan sütunların yarıda kesilmeden Roma Caddesi seviyesine kadar indiği anlaşılmıştır. Açmada yürütülen genel temizlik çalışmaları sırasında açmanın kuzey doğusunda kesme bloklardan örülü duvarın güney yüzünde duvar içinde devşirme olarak kullanılmış mermerden blok taşın üzerinde yazıt olabileceğinden şüphelenilmiştir. Etrafında yapılan temizlikten sonra bloğun duvarın iç kısmına bakan yüzünde yazıt olan bir decret (?) olduğu anlaşılmıştır. Böylece duvardan güneye 1,90 m ve açmanın doğu ucundan batıya doğru 2.80 m mesafede bloğun önü açılmaya başlanmıştır. Yazıtın kenar, alt ve üst kısımlarının profillendirilmiş, yan yüzlerinde çiftli panel olduğu, arka yüzünün işlenmeden kaba bırakıldığı, ön yüzünde de yazıtın yer aldığı görülmüştür. Bloğun yazıtlı kısmı öne gelecek şekilde duvar içindeki yerine tekrar oturtulmuştur. Blok taşın üzerindeki yazıt 17 satır boyunca devam etmektedir. Boy: 1.01m En: 0,47 m derinlik: 0,43 m dir.